Kimola Bülten #66: Eskiden buralar sosyal medyasızdı.

Author: Yasemin Ozturk - Data Analyst, Kimola
Yasemin Ozturk Data Analyst, Kimola
Nov 04, 2021 - 4 min read
Kimola Bülten #66: Eskiden buralar sosyal medyasızdı.

İletişim ve araştırma profesyonelleri için hazırlanan içgörüler, tüketicileri anlamaya yönelik araştırmalar ve tüketici verilerinin kullanım dünyası ile ilgili bu haftanın öne çıkan haberleri sizlerle!

Araştırma ve Veri Dünyasında Bu Haftanın Öne Çıkanları

Çoğu insan, “sosyal medyadan önce hayat daha güzeldi” diyor.

SocialSphere’ın 16 yaş ve üzeri 1.638 Amerikalı’dan oluşan bir örneklemle gerçekleştirdiği araştırmaya göre, katılımcıların %64'ü “sosyal medyanın öncesi daha iyiydi", %59'u “Facebook öncesi daha iyiydi” ve %49'u “Instagram öncesi daha iyiydi” diyor. Öte yandan 16 ile 27 yaşları arasındaki ve dolayısıyla Z kuşağı olarak etiketlenenlerin %42'si dahil olmak üzere, ankete katılanların %28'i artık sosyal medya bağımlısı olduklarını da söylüyor. Anket ayrıca birçok katılımcının sosyal medyanın hayatın birçok yönünü olumsuz etkilediğine inandığını ve sosyal medya kullanıcılarının üçte ikisinin, Demokratlar'ın %75'inin ve Cumhuriyetçiler'in %68'inin, çocukları korumak için sosyal medyanın hükümet tarafından düzenlenmesini desteklediğini ortaya koyuyor.

 

Takviye ürünler ana akım haline geliyor.

Council for Responsible Nutrition tarafından ABD’de 3.089 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen “Diyet Takviyeleri ile ilgili 2021 Tüketici Araştırması” COVID-19 pandemisi sırasında D vitamini kullanımının önemli ölçüde arttığını ortaya koyuyor. Araştırmanın öne çıkan verilerine göre, tüketicilerin %80'i şu anda takviye ürünler kullanıyor ve %79’u beslenme takviyesi endüstrisinin güvenilir olduğuna inanıyor. Ayrıca, takviye kullanıcılarının %50'si, COVID-19 salgını başladığından bu yana rutinlerinde bir değişiklik olduğunu bildiriyor ve bu değişikliği bildirenlerin %55'i, mevcut rutinlerine yeni takviye ürünler eklediğini belirtiyor. Hal böyle olunca son 12 ayda, D vitamini, çinko (%22'ye karşı %15) ve C vitamini (%40'a karşı %35) gibi ürünlerin kullanımının 2020'den bu yana önemli ölçüde arttığı (2020'de %52'ye karşı %42) görülüyor.

 

Kurumsal e-postalar kişisel olarak da kullanılıyor.

Dynata’nın SailPoint adına 500 Amerikalı ile yaptığı bir araştırma, kurumsal e-posta kullanımı ve siber güvenlik duruşu ile ilgili nesil farklılıklarını ortaya çıkarıyor. Araştırmanın dikkat çeken bulgularına göre, tüm katılımcıların yarısından fazlası (%59) kurumsal e-postalarını kişisel amaçlarla da kullanıyor, ancak Z kuşağı bu konuda oldukça önde (%93). Ayrıca, Z Kuşağı (%77) ve Y Kuşağı (%55) sosyal medya hesapları için kurumsal e-postaları kullanıyorken, bu oran X Kuşağın’da %15 ve Boomer’larda %7. Öte yandan bir kimlik avı saldırısını belirleme ve kabul etme konusunda çalışanların farkındalık düzeylerini de inceleyen araştırmada, katılımcıların %44'ü aldıkları kimlik avı mesajlarının sayısının yıldan yıla arttığını söylüyor. Ek olarak %94'ü, bir kimlik avı mesajını algılama yeteneklerine güveniyorken, yalnızca %29'u bir kimlik avı e-postasına nasıl tepki vereceğini biliyor.

 

İnternette tanışan çiftler daha erken boşanıyor.

Savanta ComRes tarafından Evlilik Vakfı (Mariage Foundation) için 30 yaş ve üstü 2.000 evli yetişkinle yapılan bir araştırmaya göre, internet üzerinden tanışan çiftlerin boşanma oranları, üniversitede veya arkadaş ve aile aracılığıyla tanışan çiftlere göre evliliğin ilk yıllarında altı kat daha fazla. Araştırmanın verileri partnerleriyle internet üzerinden tanışanların %17'sinin yedi yıl sonra boşandığını, karşılıklı bağlantılar yoluyla tanışan çiftlerin ise %10'unun boşandığını gösteriyor. Ancak, 10 yıllık evlilikte, işyerinde tanışanlar %24 ile en yüksek boşanma oranına sahipken, bunu çevrimiçi tanışanlar (%20), bar veya restoranda tanışanlar (%19) ve aile, arkadaşlar veya komşular aracılığıyla tanışanlar (%15'i) takip ediyor. Öte yandan araştırma, eHarmony, Bumble, Grindr veya Tinder gibi flört uygulamaları aracılığıyla çevrimiçi olarak tanışan çiftler arasında bir ayrım olmadığını ortaya koyuyor.

 

Gençlere içerik dayanmıyor.

CivicScience'ın Amerika’da 1.380 akış abonesi ile yaptığı araştırma, pandemi kaynaklı tedarik zinciri sıkıntısı her yerde hissedilirken, dijital yayın hizmeti abonelerinin de kendi eksikliklerini hissettiğini ortaya koyuyor. Araştırmanın dikkat çeken verilerine göre, dijital yayın abonelerinin yaklaşık %30'u sık sık izleyecek içeriğinin tükendiğini düşünürken, %30'dan fazlası bazen içeriğinin tükendiğini bildiriyor. Araştırmada önde gelen dört video akış hizmetinin (Netflix, HBO Now/Max, Hulu ve Amazon Prime Video) aboneleri incelendiğinde ise veriler, Netflix abonelerinin yayının teknik kalitesi ile ilgili sıkıntı yaşama olasılığının en düşük olduğunu ve %23'ünün içerik bulmakta sık sık sorun yaşadığını gösteriyor. Son olarak, dijital yayın platformu içerikleri söz konusu olduğunda yaş önemli bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Daha genç yetişkinler, izlemek için yeterli içeriğe sahip olmadıklarını hissetme olasılığı en yüksek olanlar ve 18 ila 29 yaşındakilerin %80’i, sık sık veya ara sıra içeriğinin tükendiğini belirtiyor.

 

Tüketiciler, ambalajları çevre dostu olmayan perakendecilerden kaçınıyor.

Macfarlane Packaging'in Birleşik Krallık'taki 600 tüketici ile gerçekleştirdiği araştırma, çevrimiçi alışverişin hızla norm haline geldiğini ve neredeyse beş tüketiciden birinin (%19), sürdürülebilir ambalaj kullanmayan çevrimiçi perakendecilerden alışveriş yapmayacağını ortaya koyuyor. Ayrıca çevre bilincine sahip tüketicilerin yükselişini doğrulayan araştırmanın verileri, katılımcıların %97'sinin, mümkün olduğunda geri dönüşüm talimatlarına uyduklarını gösteriyor. Ancak, tüketicilerin %14'ü teslim almayla ilgili herhangi bir talimat olmadığı için aldıkları ambalajın geri dönüştürülebilirliği konusunda emin olmadıklarını belirtiyor. Bu da son kullanıcıların ambalajlarını sorumlu bir şekilde nasıl imha edeceklerini anlamaları için net talimatlara duyulan ihtiyacı gözler önüne seriyor.

 

 

#İlginç Bilgi        

Pamuk şeker bir diş hekimi tarafından icat edildi.
İlk olarak 1904 Dünya Fuarı'nda "peri ipi" olarak tanıtıldı. Daha sonra, diş hekimi olan Josef Lascaux, "peri ipi"nin yerini alan "pamuk şeker" adını buldu.

Latest