Kimola Bülten #52: Öyle Sosyalleşsem Ki...

Author: Yasemin Ozturk - Data Analyst, Kimola
Yasemin Ozturk Data Analyst, Kimola
Jul 15, 2021 - 3 min read
Kimola Bülten #52: Öyle Sosyalleşsem Ki...

İletişim ve araştırma profesyonelleri için hazırlanan pandemi süreci içgörüleri, tüketicileri anlamaya yönelik araştırmalar ve tüketici verilerinin kullanım dünyasını kapsayan, bu haftanın öne çıkan içerikleri sizlerle! Haftalık bültenimize abone olmak isterseniz şu linkten abone olabilir, Kimola'dan tüketici içgörüleri edinmek ve tüketici araştırmalarımız hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz de şu linkten bize ulaşabilirsiniz.

İçgörülü bir hafta olsun!

 

Araştırma ve Veri Dünyasında Bu Haftanın Öne Çıkanları

 

Tüketici sosyalleşmeye başlamış bile.

Longitude Research’ün geçtiğimiz ay Barclaycard adına Birleşik Krallık’taki 2.000 tüketici ile gerçekleştirdiği ankete göre, sıcak hava, karantina kısıtlamalarının yavaşça gevşetilmesi ve spor etkinliklerinin geri dönüşü, İngilizleri yeni bir iyimserlik havasını karşılamak için evlerinden barlara, bahçelere ve geleneksel tatil yerlerine çekmeye başlamış. Hal böyle olunca da tüketici harcamalarında %11,1’lik bir artışın yaşandığı görülüyor. Buna ek olarak, artan eğlence harcamaları barlar üzerinde olumlu etkisini %38,1’lik büyüme ile hissettiriyor (Eylül 2020'den bu yana en büyük sıçrama). Öte yandan, tüketicinin barbekü ve piknik yapma isteği, süpermarketleri (%19) ve kasaplar, fırınlar gibi yiyecek ve içecek konusunda uzmanlaşmış mağazaları (%76,4) yukarı yönlü bir harekete geçirmiş durumda.

 

Biyometrik kullanım gezegene yayılmış gözüküyor.

Bir biyometrik teknoloji sağlayıcısı Idemia tarafından 14 ülkede gerçekleştirilen ankete göre, dünya çapında tüketicilerin beşte dördünden fazlası (%81) biyometrik bir ödeme kartı kullanmaya ve ödemeleri PIN kodu yerine parmak izleriyle doğrulamaya hazır. Araştırmada öne çıkan bir diğer bulgu ise, ankete katılanların %84'ünün akıllı telefonlarının kilidini açma gibi görevler için biyometrik kimlik doğrulama yöntemlerini kullandığı. Bu bağlamda, katılımcıların %70’i parmak izini, %43'ü yüzünü, %25'i sesini ve %17'si gözlerini kullandığını belirtiyor. Yani, araştırma verileri gösteriyor ki tüketiciler basitleştirilmiş, sorunsuz ve kısmen daha güvenli kimlik doğrulama fikrine oldukça sıcak bakıyor.

 

Tüketicinin beklentisi: daha fazla kişiselleştirme.

MoEngage’in ABD, İngiltere, Kanada ve Almanya'daki 1.000 tüketiciyle gerçekleştirdiği anket, markaların müşteri deneyimini iyileştirmek için verileri nasıl kullanması gerektiğine dair içgörüler sunuyor. Araştırmanın öne çıkan verilerine göre, dört küresel pazardaki tüketicilerin %26’sı, şirketlerin deneyimlerini önceki satın alma geçmişi verilerine dayanarak kişiselleştirmesini istediklerinin altını çiziyor. Ayrıca, tüketicilerin yüzde 21'i bilinen ilgi alanlarına göre kişiselleştirme bekliyor. Diğer yandan, tüketicilerin çoğu, markalardan gelen haftalık iletişimi (%37), günlük veya aylık mesajlardan daha fazla tercih etmekte. Tüketicilerin en sevdikleri iletişim kanalı ise e-posta (%33), ancak web siteleri (%18), sosyal medya (%14) ve mobil SMS/uygulama kanalları (%12) da ilgi görüyor. Aslında, ankete katılanları %21’ine göre, mobil uygulamaların COVID-19 sırasında markalarla iletişim kurmak için en sık benimsenen yeni dijital kanal olduğu belirtiliyor.

 

İnsanlar, çevrimiçi verilerinin güvenliği konusunda endişeli.

Grand Canyon Üniversitesi’nin Amerika’da 1.162 katılımcı ile yaptığı anket, tüketicinin gözünde sosyal medya sitelerinin güvenilirliğine dair bulgular sunuyor. Araştırmada, katılımcıların yaklaşık üçte biri (%32), verilerinin bir sosyal medya sitesinde hacklendiğini söylüyor ve en büyük suçlu Facebook olarak gösteriliyor. Öte yandan, katılımcıların neredeyse yarısı (%48) gizlilik endişeleri nedeniyle bir sosyal medya hesabını sildiğini belirtiyor. Katılımcılara “Sosyal medyaya güveniyor musunuz?” diye sorulduğunda, 50/50'lik bir bölünme yaşanıyor (güveniyorum: %50,3; güvenmiyorum: %49,7). Ek olarak, katılımcılardan sosyal medya platformlarına ne kadar güvendiklerini 1-10 arasında bir ölçekte sıralamaları istendiğinde, 6,1 puan ile YouTube ilk sırayı alıyor ve onu 5,7 puanla Twitter takip ediyor. TikTok ise, en düşük güven derecesine (4,3) sahip sosyal mecra oluyor.

 

Bu yaz Twitter'da güzel hisler paylaşılıyor.

Twitter verileri, Amerikalı tüketicilerin 2021 yazına girerken nasıl hissettiklerini ve sezon için önceliklerinin neler olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmanın çıktılarına göre, geçen yıla kıyasla, tüketici paylaşımlarındaki olumlu duygularda %11’lik bir artış var. Bu da Twitter kitlesinin geleceğe dair daha umutlu baktığını gösteriyor. Araştırmada öne çıkan bir diğer bulgu ise, kullanıcıların geçen yıldan farklı etkinliklerden bahsediyor olması. Bu etkinliklere dair en trend olan 3 alt konu ise şöyle: filmler (%243 artış), spor (%79 artış), barbekü + ızgara (%71 artış). Öte yandan, araştırmanın çıktıları arasında tüketicilerin markalardan beklentisi de dikkat çekiyor. Kullanıcıların %70'i markaların kültürel çevreye dikkat ederken olumlu olmasını bekliyor.

 

 

#İlginç Bilgi    

Bir alışveriş merkezinin içinde kaybolma hissi "Gruen Transferi" olarak biliniyor. 
Bu fenomen, adını ilk alışveriş merkezlerinin etkili mimarı olan Victor Gruen'den alıyor.
Latest